Rüya Çağla - BARIŞ ABİ

Benim çocukluğumun şehrinde sosyalleşmek denilen şey ev ziyaretleriyle gerçekleştirilirdi.
Sık sık birilerine gidilir, sonra o birileri de bize gelirlerdi. Böyle böyle geçerdi zaman.
Çocuk kısmı katiyen bu sosyal ağın dışında bırakılmadığından biz de farkında olmadan sosyalleşirdik.

Bu ziyaretlerde herkes konuklarına gücüne göre ikramlarda bulunur, üstüne bir de 45′lik plâk dinletilirdi ki olmazsa olmazlardandı adeta.
Bazen yanık türkülü, bazen içinde komik sözler geçen yarı şarkılı yarı konuşmalı, ama çoğunlukla aranjman tarzı...
Bir plâk çalınırdı mutlaka pikapta.
Genç, ihtiyar, çoluk, çocuk kim varsa müzik başladığı an pür dikkat kulak kesilir, gözler ya önüne ya boşlukta bir noktaya odaklanır, ara sıra da pikabın iğnesinin plâk üzerindeki turuna takılarak tuhaf bir teslimiyet halinde dinlenirdi sunulan şarkı.
Kimse konuşmaz, seremoniyi bozacak gibi olan çocuğa da annesinin yahut bir aile büyüğünün şöyle bir yan yan bakışı yeterdi.

Günün birinde...
Konuk olduğumuz her evde aynı 45′lik dönmeye başladı.
Ayşe hanım teyzelere gidiyoruz, aynı…
Galip bey amcalara gidiyoruz, aynı…
Şükran ablalara gidiyoruz, aynı…
Aynı plâk, aynı şarkı.
Bütün dünyam içinde bulunduğum çevre ve yaşadığım şehirden ibaret olduğu için plâğın başka şehirlerde başka evlerde ve tüm ülkede belki de aynı anda dönmekte olduğundan henüz habersizdim. 

Dağlar dağlaaaaaaar diye uzun bir seslenişi vardı şarkının.
Tam o noktada gözlerim dolu dolu olur, ağlamamak için kendimi sıkar dururdum.
Kurban olam yol ver geçem, sevdiğimi son bir olsun yakından görem diyeceğini bilirdim çünkü peşinden. Öğrenmiştim dinleye dinleye.
Sözlerini anlamlandıracak yaşta olmasam da özlemeye dair bir şarkı olduğunu duyumsadığımdan özellikle bu kısım çok dokunurdu bana.
Uzakta olan anneme her zamankinden daha çok özlem duyar, bu duygumu körükleyip de çare olamadığı için şarkıyı söyleyen abiye birazcık kızardım. Ama bir yandan da severdim, 'yazık, onun da özlediği biri var' diye.

İşte o abiyi, Barış Manço’yu böyle saftirikçe tanıdım ben.
Öncesini bilmiyorum.
Sonrasında ise hep hayatımdaydı…
Hepimizin hayatındaydı.
Çocukluktan gençliğe, gençlikten yetişkinliğe giden yolun her etabında şarkılarıyla çıktı karşıma…
Hepimizin karşısına çıktı.
Televizyon denilen sihirli kutu sayesinde ise onun sadece o harika şarkıların kentli ozanı değil, adam gibi adam olduğunu da öğrendim…
Hepimiz öğrendik.
Ve son öğrettiği ölümsüzlüğü oldu…
Hepimize.


RÜYA ÇAĞLA
Şubat 2011

Yorumlar: (0)

henüz yorum yok

Neler Yeni ?


Son Yorumlar

2022-10-25 Rüya Çağla - SEVDADIR BU KALBE DOLAN » Mükemmel Bir Çalışma Keşke yeni albümler gelse » zahidce.arabesk